telefon+90 505 408 04 87 email info@aycasevinc.com

Cesur, Aşık ve Yalnız Heykeltıraş:Camille Claudel

Camille Claudel Olgunluk ÇağıGünümüzün Türkiye’sinde iç mimari alanda ikonik tasarımlar konusunda eserler vermeye çalışan bir ekip olarak hem işimizin geleceğini hem de geçmişini sorguluyoruz. Yaratıcı tasarım konusunda üretkenliğimizi besleyen, işimize daha geniş bir açıdan bakmamızı sağlayan bir çok üstadı inceliyor, araştırıyor ve onların eserlerinden kendimize dersler çıkartıyoruz. Ürettiğimiz mobilyaların kullandığımız dekoratif ürünlerin birbiri ile uyumu kadar verdiği mesaj ve uyandırdığı duyguları da tüm detaylarıyla ele almayı çok önemli buluyoruz.

Bugün ünü dünya çağına yayılmış, biyografisi defalarca kaleme alınmış, hayatını konu alan filmler yapılmış olan Camille Claudel’in çarpıcı hayat hikayesi ekseninde eserlerini incelemek istiyoruz.

1864 yılında Fransa’da bankacı bir babanın ve varlıklı ailesi olan annesinin kızı olarak dünyaya gelen Camille Claudel, yaşamının ilerleyen yıllarında erkek kardeşi Paul’ün ablası ve ünlü heykeltıraş Rodin’in öğrencisi ve sevgilisi olacaktır.

Ona bir dahi olduğunu söyleyenlerin sayısı çoktur. Çocukluğunda topraklarla oynamaktan büyük keyif alan Camille, heykeltıraş olmak istemiştir. Fakat o dönemde heykeltıraş okulları sadece erkeklerin katılabildiği bir eğitim ortamıdır. Camille ve bazı arkadaşları bir atölye kiralayıp heykeltıraşlık dersi almaya başlayana kadar, kız öğrenciler için başka bir çıkar yol gözükmemiştir.

Camille’nin sanat hayatını ve hayatının tümünü etkileyecek olan kişi 1884 yılında tanıştığı ve eğitim başlamaya başladığı hocası Rodin’dir. Rodin’i bir şekilde hepimiz tanımaktayız, şöyle ki, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bulunan Düşünen Adam Heykeli Rodin’in eseridir.

Rodin 42 yaşında bir öğretmen, Camille 18 yaşında bir öğrenci iken ilişkileri çok daha derin bir hal alır. Rodin’in evli olmasına rağmen yaşadıkları aşk ilişkisi yıllarca sürer. Rodin’in eşinden ayrılmadan bu iki kadını içine soktuğu aşk üçgeni Camille Claudel’i çok yaralar. Rodin’in kadınlara karşı takındığı kaba tavırlardan nasibini alan Camille, Rodin’in kendisine karşı uyguladığı baskının nedenini çok sonra kavrar. Rodin Camille’nin zekasına ve gizli dahisine hayran olmakla birlikte kendisini aşan bir üne ulaşmasından korkar.

Camille ClaudelCamille sanatıyla Rodin’in izinden gider fakat sonrasında tamamen kendine has üslubuyla, kendi imzasını atacağı özgün eserler de meydana getirir. Rodin hakkında söylenen ise şudur, Camille’nin eserlerini sahiplenmiştir ve o eserleri kendi eserleriymiş gibi sunmuştur. Yapılan araştırmalar “Cehennem Kapıları” eserinin çoğunu Camille Claudel’in yaptığını ortaya çıkarmıştır.

Camille’nin Rodin ile yaşadığı yasak aşk ve Rodin’den hamile kalması sonucu ailesi onu reddetmiş, başının çaresine bakması gerektiğini sertçe anlatmıştır. Camille geçirdiği kaza sonucu bebeğini kaybetmiştir. The Age of Maturity isimli başyapıtı ise Rodin ile yaşadığı aşkın çalkantısını, trajedisini sözlerden daha iyi anlatmaktadır. Türkçe’ye çevrildiğinde “Olgunluk Çağı” anlamına gelen bu eser, Claudel’in kendi durumuyla yüzleşme anını resmediyor diyebiliriz.

L’Age Mur (The Age of Maturity) adlı eserinde kullandığı oniks taşı ile Camille, ilk kez heykelde oniks kullanan kişi olarak tarihe geçmesine neden olmuştur. Son derece sert ve şekil alması zor olan bu taşı işleme şekli , kas hareketleri, vücutların duruşu ve biçimlerini mükemmel bir şekilde yansıtması bu eseri eşsiz kılmaktadır. Bu eserinde olduğu gibi, diğer tüm eserlerinde de yoğun olarak işlediği çıplaklık ve cinsellik çağrıştıran öğeler, yaşadığı dönemde kabul görmesini güçleştirmiştir.

Kadınların erkeklerle eşit tutulmadığı yaşam kesitinde bir kadın olarak kendi eğitim şartlarını iyileştirmiş, yasak ilişkilerin onaylanmadığı bir dönemde büyük bir aşk yaşamış ve aşk ilişkisinde hayatını alt üst eden her şey ile başa çıkmaya çalışmış bir kadındır Camille Claudel. İlişkisinin hayatına yansıyan derin yaralarını görüp bu ilişkiyi sonlandırmayı bilecek kadar cesurdur.

Camille Claudel kardeşine çok değer veren biri olarak, kardeşinin Çin’e yerleşmesinin ardından kendini atölyesine kapamış, çalışmalarını ve yaşantısını bu kapalı kapılar ardında sürdürmüştür. Bir süre sonra zihni ona oyunlar oynamaya başlamış ve akıl sağlığını yitirmeye kadar götürmüştür. Şizofreni tanısı konulmuştur. Bu dönemde 90 eserini yıktığı, tüm eskizlerini yırttığı ve yok ettiği söylenmektedir.

En sonunda, hayatının son 30 yılını geçireceği akıl hastanesine annesi ve kardeşi tarafından teslim edilmiştir. Hastanede heykel yapmasına izin verilmemiştir. Kardeşinin birkaç yılda bir ettiği ziyaretler dışında aileden başka bir ziyaretçisi olmamıştır. Babasının ölümü Camille ile paylaşılmamıştır. Annesi hastane yönetimi tarafından özel ricada bulunulduğu halde ziyaretine gelmemiştir. Camille Claudel yaşamını yalnızlığı tüm hücrelerinde derinden hissederek hayata veda etmiştir.

Camille Claudel’in sanat ve hayat hikayesi bize gösteriyor ki, koşulların yoğurduğu hamurlar gibiyiz. Ve koşulları doğuracak kadar da kudretliyiz. Her birimiz eşsiziz ve eşsiz yaratıcılık eserleri verebiliriz. Verdiğimiz eserler ruhumuzun içinden geçerek vücut bulur.

Her birimiz payımıza düşen hayatları yaşarken, hem kendi adımıza hem de sizler adına; güzel eserler verebileceğimiz, verdiğimiz güzel eserler kadar güzel bir hayat hikayesiyle anılacağımız yaşamlar dileriz.

İLETİŞİM FORMU

Bizimle iletişime geçmek için lütfen formu eksiksiz doldurunuz.